Bir insan ya da iki insan(ya da 3-4-5, sayısı hiç önemli değil)gelip bende kaldıktan sonra mümkünse hiç gitmesin.Biliyorum biraz imkan çerçevelerini zorluyor bu durum ama,n'apayım alışıveriyorum ben hemen.Yalnız yaşamayı özellikle seçtiğim halde,birlikte olduğum kişiye/kişilere bağlanıyorum adeta.Niye böyleyim ki ben!?Aslında çok da meraklı olduğum söylenemez bağlanmaya.Hem korkarım zaten en başta,ama pratikte işler böyle gitmiyor görünüşe göre.Bana gelenler,gidince sanki sıcaklıkları kalıyor,yattıkları yeri(hatta abartarak yiyip içtiklerini olduğu yerden)toplayasım gelmiyor.Sözüm öncelikle sana potansiyel ev arkadaşım pelinciğim,duy beni.Ev sen gittiğinden beri aynı,yerli yerinde duruyor.Film bilgisayarda takılı hala,yastıklar aynı yerlerinde,yatak 2yastık ve 2battaniyeyle bildiğin gibi duruyor.Oje,krem,aseton,pamuk,lip stick bile yerlerinde aynen duruyorlar.Bence arayı açmadan kaç gel bana.Ha bi' de unutmadan yazayım,okul bizim tüm "asosyal"ithamlarımıza karşın bu aralar sanki bize inat inanılmaz sosyal.Akşam sen gittikten sonra,bir dolu afiş gördük.İçerikleri pek ilgimi çekmese de benim,etkinlik düzenlemeleri de bir adım."Adım adımdır"demekten kendimi alamadım bu esnada,neyse dağıldı konu.hah,ne diyordum.Ortaçgil-Oğur ikilisinden sonra Murat boz ve ege çubukçu'nun gelicek olduğunu gördüm afişlerde.Görür görmez gülmeye başladım okulda,hala devam ediyorum.Hayal ettim de bi',bizim okulun potansiyelini,o konferans salonunu,sahneyi.Gülüyorum hala...
Bugunku blogumu sana ithaf ediyorum sevdiceğim pelin.En kötü günümüz de tıpkı bugunku gibi olsun diyerek noktamı koymalıyım artık.ve koydum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder