19 Aralık 2009 Cumartesi

open your heart i'm coming home kayra.

"İnsanların birbirlerine âşıkken gündelik hayatlarına devam etmelerini anlayamıyordum. Böylesi bir hareket bana ihanet gibi geliyordu. Kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. Sanki bir insana değil de, bir koltuğa aşık olunuyormuş gibi ! Ben gece gündüz hissettiklerimi, kızı, birlikte neler yapabileceğimizi, ona neler anlatabileceğimi düşünürdüm. Düşünmediğim zamanlarda da bunları gerçekleştiriyor olurdum. Belki de obsesif kişiliğimden kaynaklanan bir tavırdı. Tabiî korkup kaçan onlarca kız oldu böyle davrandığım için. O kadar kolay hayatımı onlarla doldurabiliyordum ki mönüdeki tatlıdan çok, tek başına ve sürekli yenilen bir ana yemek gibi oluyorlardı. Soruyorlardı bazen.
"Benimle değilken ne yapıyorsun ? "
İlk önceleri utanıyordum, "Hiçbir şey" demeye.Sonra açıkça söylemeye başladım.
"Ben hiçbir şey yapmıyorum. Bazen sen farkına varmadan evini gözetliyorum. Seni takip ediyorum. Buluşma yerimize sabahtan gelip dokuz saaat bankta oturarak seni bekliyorum..." gibi itiraflarda bulunmaya başladım. Gözlerindeki o dehşeti hala anımsayabiliyorum. İçlerini büyük bir korku kaplardı itiraflarımı duymaya başlayınca. Karşılarında tanıdıkları sandıkları adamın, sokakta yanlarından geçen herhangi biri kadar deli olma ihtimalinin farkına varırlardı. Aşkın, sevginin, ilişkinin ya da adı her neyse kontrolden çıkması genellikle buğulu gözlerle söylenen "Görüşmesek daha iyi olur..." sözleriyle noktalanırdı.
Aşık oldukları halde okullarına, işlerine giden, sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranan insanlardan hep iğrenmişimdir. Midemi bulandırır vasat sevgililer. Tabii aslında onları da anlamak gerek ! Ailt oldukları burjuva sınıfını bir gereği olarak kontrolsüz hareketin en büyük düşmanı olmaya mecbur bırakılmışlardır. Kontrolsüzlük, anormallik, farklılık, bütün bunlar korkutucu gelir burjuvaya. Hatta Leon Bloy'un yazdığı gibi :
"Burjuva ilk gelen olmaktan utanç duyar ! Bir davete ilk gelen olmak kadar çirkin bir şey yoktur." "


KİNYAS VE KAYRA ŞAHESERİNİ ÖYLE ÇOK ÖZLÜYORUM Kİ.. bir kitap özlenebilir mi bu denli? bir de içim yanıyor adeta, kitap Antalya'da kaldığı için her özlediğimde elimi uzattığım ilk yerde bulup beğendiğim yerleri defalarca okuma fırsatım olmuyor ya, gel de ağlama acı acı. ama yalan yok, ben bir HAKAN GÜNDAY müridi oldum resmen. Adam ne yazıyorsa yakın takipçisiyim. müptelası olmak dedikleri bu olsa gerek.Ders çalışmam gerektiğini bildiğim halde açıp PİÇ okuyorum mesela. Dahası; derslerde kahramanları düşünüyorum sanki ben rutin hayatta faaliyetlerimi sergilerken onlar da bir yerlerde yaşıyor soluk alabiliyorlar. bu yüzdendir gibi geliyor bana; yeri gelip Kinyas yeri gelip Cenk yeri gelip zargana kılığına bürünebilmem.

ama her şeye rağmen insanın ömrünün sonuna kadar yanında taşıyacağı, yıllar geçse de okuma alışkanlığını bırakamama sebebi olan gerçek eser yazan sanatçıya ve onun kitaplarına ihtiyacı var  değil mi!?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder