6 Nisan 2016 Çarşamba

Bir tatlı huzur almaya geldik


Buralara gelmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki! Üniversite mezuniyeti, Antalya'ya dönme telaşı, staj macerası, meslekte kıdem kazanma çabaları derken günlük hayat koşturmacasının içerisinde blog yazmak hiç aklıma gelmedi açıkçası.

Neden sonra bir makaleye denk geldim: "Bir arka bahçesi olmalı insanın, zihnini dinlendirebildiği, her türlü kaygıdan uzak dilediği gibi sevdiği şeyleri yapıp, maddi bir kazancı olmaksızın özgürce hareket edebildiği"diyordu yazar. Ne kadar doğru! Evet, öğrencilik hayatını bitirip iş hayatına başladıktan sonra eskiden olduğu kadar arka bahçeme vakit ayıramıyordum ve bu durumun üzerimde yarattığı yorgunluğu yavaş yavaş fark ediyordum. İşte tam da bu nedenle artık arka bahçeme daha çok vakit ayıracağım. Gezip gördüğüm yerleri, izlediğim filmleri/dizileri, gittiğim tiyatro oyunlarını, okuduğum kitapları, kısacası ruhumu beslediğim tüm kaynakları buraya yazacağım ki, hem geleceğe bir not bırakmış olayım hem de kim bilir belki birilerine esin kaynağı olur.

Eveet gelelim bu yazının asıl konusuna. Şu dünyada balayı tatili için gidilebilecek belki de en isabetli yeri seçerek, Tayland'ın Koh Chang Adası'na gittik. Otele varır varmaz bizi aşağıdaki görsel selamladı. Bu müthiş manzara karşısında adaya daha ilk bakışta vurulduğumuzu söylemem gerekir.




Adanın doğası, denizi, sahili, ağaçları, bitki örtüsü, yerel halkın cana yakınlığı, samimiyeti, misafirperverliği gibi etkenler bizi evimizden fersah fersah uzakta olmamıza rağmen evimizdeymiş gibi hissettirdi.







Koh Chang adasının ismini adanın yerlilerinden biri olan fillerden aldığını öğrenince pek tabii fil safarisi yapmamız kaçınılmaz oldu. Bu deneyim, şüphesiz ki, hayatımın en güzel ve unutulmaz anlarından biri oldu.













Sahilde palmiyelerin karşısında adaya has egzotik meyveli smoothielerimizi yudumlarken gün batımını izlemek ömrümüze ömür ekledi diyebilirim.



Adanın her çeşit renk yelpazesine sahip tabiatına hayran olmamak elde değildi gerçekten. Başımızı çevirdiğimiz her yerde ayrı bir güzellik selamladı bizi. Kalabalık şehir hayatının stresine ve yoğun temposuna alışmış bünyelerimize -kısa süreli de olsa- ada hayatı ilaç gibi geldi. 











Sayılı gün çabucak geçti ve biz adaya veda etmek zorunda kaldık. Fakat her zaman anılarımızda, turist istilasından henüz nasibini almamış, tam da bu sebepten özünü hiç bozmamış, sessiz, sakin, huzurlu bir yer olarak yaşamaya devam edecek.
Canım Koh Chang, sahiden sen ne güzel bir adaymışsın, tanıştığımıza çok memnun oldum. Bir başka seyahatte yeniden görüşünceye dek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder